Hani derler ya tebdil-i mekanda ferahlık vardır....
Bazen o çok sevdiğin , huzur bulduğun ve
bi çok güzellikleri paylaştığın şehir boğmaya başlar seni ve kaçmak kurtulmak
istersin ...
Hoş bunda şehrin bi suçunun olmadığını bilirsin , lakin suçu yükleyip şehre var gücünle uzaklaşmak istersin yine de....
Böyle zamanlarda seni tüm şefkatiyle bekleyen bir şehir vardır.
En azından benim böyle ruh halindeyken sığınabileceğim bir gizemli ve güzel şehrim var....
Aşık olduğum şehir , benim yorgun ruhumu dinlendirdiğim limanım....
Bu limana demir attım kısa süreliğine , belki derman olur diye içimdeki yaraya...
Dil yarası çok derin izler bırakıyormuş yürekte...
İçimde dinmeyen bi sızı ve derin bi iç çekişi bile zorlayan o ruh hali....
Koklamaya kıyamadığın bir gül hiç beklemediğin bi anda dikenlerini geçiriyor yüreğine pervasızca....
Dikenleri asılı kaldı gönlümün duvarlarında ve kulaklarımda hep o söz.......
Yaşanan ve paylaşılan güzelliklerin ardından 'gayri insani duygular'ın itirafıyla yüklü söz....
Her aklıma gelişinde , ne demek aklıma gelişi hiç çıkmıyor ki aklımdan , gözlerim doluyor içim üşüyor şu yaz sıcaklarında....
Eyy mavisiyle yeşiliyle , kekik kokan dağlarıyla , yalıçapkınlarıyla martılarıyla , palmiyeleri ve meltemiyle farklı bi çekiciliği olan şehrim bir tutam ferahlık sun bağrından bana ...
Sun ki dinsin içimdeki şu sızı......